|
TIP TARİHİ VE BESLENME
Eski tıp bilginlerinin en büyüğü sayılan ve geleneksel Doğu
hekimliğinde Hekim Bukrat adıyla anılan Hipokrat (Hippokrates MÖ.
460), beslenme konusuyla günümüzdeki yaklaşıma benzer bir biçimde
ilgilenmiştir. Hipokrat’a göre, büyüme çağında vücut sıcaklığı
yüksek düzeyde oluştuğundan daha çok besine ihtiyaç duyulur.
Yaşlılarda ise fazla beslenme doğru değildir. Yine Hipokrat, bünyeye
ve organ yapılarına uymayan, büyük ölçüde beslenme değişikliklerinin
başlıca hastalık sebepleri arasında sayılabileceğini söylemektedir.
Arap-islam, İran ve Türk hekimleri de tıbbın bu geleneğine uyarak
asırlar boyunca eserlerinde yenecek ve içilecek maddelere yer
ayırmışlar, hem sağlıkta, hem hastalıkta beslenmenin önemi üzerinde
durmuşlardır. Türkiye’de ilk Tıp Fakültesinin 1827’de kurulmasında
sonra da, geleneksel tıbbın besin sınıflamaları ve tanımlamaları
devam etmiştir. XIX. Yüzyıl sonlarında Tarsus’lu Osman Hayri Bey,
Kenzül Sıhhat-il Ebdaniyye adlı eserinde yine geleneksel tıbbın
beslenme tavsiyelerini yapmaktadır. Fakat 1827’de bilimsel tıp
eğitiminin başlamasıyla artık beslenmede daha fazla gözlemlere
dayanan öğütler verilmiş, geleneksel diyet tavsiyeleri yerini Batı
kitaplarından alınan rejim tavsiyelerine terk etmiştir.
Sponsor
Denmekte, böylece nesillerin gittikçe sağlıksızlaştığı
belirtilmektedir. Bunun torunlarımıza karşı büyük bir sorumluluk
olduğunu hisseden Dr. Muhiddin’in, yabancı kitaplardan da
yararlanarak bugün için de ilgi çekici bir jimnastik kitabı
yazmıştır.Dr. Muhiddin şişmanlığa, gut hastalığına, insanın neden
şişmanladığına ait bilgileri bu sitede herkesin anlayabileceği, sade
bir lisanla yazmış. Böylece, 65 yıl önce bizde bilimsel temele
dayanan, kolay anlaşılabilir halk sağlığı siteleri olduğunu
görmemiz, özellikle hekimlere ve yazarlara bir ayarlama ve uyarma
görevi yapmalıdır. Ayarlama veya düzenleme deyimini neden
kullanıyoruz? Çünkü halk sağlığı kitaplarının, fazla basitleştirmeyle
anlaşılmama arasında denge kurma zorluğu vardır. Dr. Muhiddin’in bu
kitapları hem bilimsel, hem anlaşılabilir kitaplardır. 1922 yılında
Fransa’dan gelen ve İstanbul Üniversitesinde metabolizma konularında
altı konferans veren Prof . Dr. Marcel Labbe’nin de, öğrencileri
aracılığıyla, şeker hastalığında diyet bilgisinin ülkemizde gelişme
ve yerleşmesinde etkileri olmuştur. Cumhuriyet öncesi dönemle
Üniversite Reformu arasındaki on yıllık (1922-1933 )sürede ise
Haydarpaşa Tıbbiyesinin oldukça güç şartlarında, Prof . Dr. Sait
Cemil Bey’in beslenme eksiklikleriyle ilgilendiğini ve beyaz
farelerde deneysel çalışmalar yaptığını görüyoruz. Prof . Dr. Sait
Cemil savaş sonrasının üzücü şartlarının ortaya çıkardığı vitamin
eksikliklerini de dikkatle incelemiş ve yayınlamıştır. 1933 yılında
Almanya’dan (üniversite Reformu sırasında) Türkiye’ye gelen Prof .
Dr. E. Frank, birlikte diyetisyen Bayan Elsa Wolff’u da getirmiş ve Bn. Wolff çağdaş anlamdaki ilk diyet mutfağını İstanbul Vakıf Guraba
Hastanesinde kurmuştur. Çağdaş anlamda ilk diyoruz, çünkü eskiden
beri hastanelerimizde mutfağa önem verilirdi. XVI. Yüzyılda kurulan
Haseki Hastanesinin vakfiyesinde mutfağa verilen önem, örneklerden
sadece biridir. Bn. Wolff’un diyet kitabını, Prof. Dr. Müfide
Küley’in diyet kitabı izlemiştir. Bundan sonra, günümüze kadar Prof.
Dr. Celal Öker’in özellikle şeker hastalığı ve şişmanlıkla ilgili
çalışmalarını, Hacettepe Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü
ile Halk Sağlığı Kürsülerinin çalışmalarını sayabiliriz. Hastaların
beslenmesi dışında, genel olarak beslenme bilgisi bakımından adını
anmamız gereken çalışmalar vardır. Bunlardan biri de, İstanbul
Üniversitesi Tıp Fakültesi Hijyen Kürsüsünde Prof. Dr. J. Hirsch
yönetiminde kimyager Nedret Tekin (yurt ) tarafından çeşitli gıda
maddelerinin bileşiminin ve verdiği enerjinin 1939 yıllarında
hesaplamış olmasıdır. Bu çalışmalarla, Edirne peyniri, Silivri
peyniri, lor peyniri, istavrit balığı vb.’ nin yabancı cetvellere
bakılmadan, bileşiminin öğrenilmesi mümkün olmuştur. Aynı Hijyen
Kürsüsü çalışmalarında, 1940 yılı Kasım ayı perakende gıda fiyatları
esas alınarak dengeli beslenmenin aile bütçesine mal olmuş fiyatı da
hesaplanmaktadır. Beslenmenin literatürüne ayırdığımız birkaç
paragrafta, ancak beslenme konusunun bizdeki tarihini yazacaklar için
önemli bulduğumuz noktaları vermeye çalıştık. Ziraatçilerin,
veterinerlerin, toplum hekimlerinin, diyetisyenlerin bu konuda
bildiklerini yazmaları yararlı olur.
|